Lords of the PhDs: "PhD Kardesligi"
Yol hikayesi..
Prelude
Ankara'da havaalaninda son guvenlik noktasindan gecip de ucagi bir basima beklemeye basladigimda simsek cakmisti, evet yuzuk bende kalmisti. Masal gibi sehrimden aynen Frodo gibi ayrilip orta dunyanin karanlik yollarina dusmustum. Ufak bir farkla: yuzukten kurtulmaya degil onu bulmaya gidiyordum ve her gecen gun bana agirlik verecek olan tasidiklarim degil geride biraktiklarim olacakti.
Eskiden olsa asla dayanamayacagim 15 saatlik ucak yolculugunun icten ice bitmemesini istememden anlamaliydim; hostes Elfleri cagirip: "Pardon, bu kadar istedigim yuzugun aslinda bu kadar uzakta oldugunu bilmiyordum, ben musait bir yerde inebilir miyim?" demek istiyordum, ama cok gecti. Oysa korkacak ne vardi, elime valizlerimi alip, havaalanindan cikacatim, sonra ?!?... Bu arada bir pelerin ve elf ekmeginden degil de, 5 senelik yasamin sigdirildigi iki valizden bahsediyorum. Maalesef o anda eline o valizleri alabilmenin bile birkac aktarmadan sonra onemli bir basari oldugunu bilmiyordum. Zira uc ucak degistirip, bir okyanus asmanin saskinligi ile olsa gerek, bombos dolanan valiz seritlerini ancak 10 dakika izledikten sonra bir terslik oldugunu anlayabildim. Anlasilan valizlerim ve ben bu zorlu yolda bir yerlerde ayrilmistik. Sanirim ikinci aktarmam sirasinda el valizim 35.kere acilip kontrol edilmisti, ayakkabilarimi ucuncu kez cikarmistim, sekizinci kapiyi da gecmistim ama bu yolda valizlerim benim kadar hizli olamamislardi. Her seferinde pasaporuma gozunu diken nazgullardan pacayi kurtarmamla, Kizilay-Ayranci dolmuslarindan biraz daha buyuk olan ucaga kendimi atmam arasinda bir yerlerde dusurdugum "my precious" ucus kartimi on dakika sonra geri donup almistim ve hostes tam arkamdan kapiyi kapamisti ama iste sanirim o noktada valizlerim yavas kalmisti. Durumun anlasilmasindan sonra beni karsilamaya gelen eski sinif arkadasim "Gandalf the White" olaya el koymustu ve ikinci gun tan agarirken ufuktan gelicek valizlerimi mujdelemisti.
Gandalf'in iki kapili beyaz atina binmistik. Sonunda yerden en fazla 50 santim yukaridan giden bir araca binmistim. Bu dunyada yagmur da boyle oluyormus dedirtecek bir havada kalabalik bir otobanda ilerlemeye basladigimda, yaklasan yuzugun agirligindan midir yoksa jetlag'den midir tam bilemiyorum, aslinda maceranin yeni basladigini fark etmemistim. Bir basima ciktigim bu yolda bizim oralarin sicakligini tasiyan, bizim orali birileri bu maceraya biraz daha once baslamis olmanin bilgeligi ile kolumdan tutacak ve "PhD Kardesligi" nin gucunu gosterecekti.
E. Zeynep Erson
|